5 Haziran 2012 Salı

İyi, Kötü ve İnsan (hikaye versiyonu)



yağan yağmurun altında, denk gelecek gözleri paramparça edecek kadar delici bakışlarla, öfkesinin neden olduğu ateşi söndürmek için bekliyordu savaşçı. güçlü ellerini, başını toz zerreciklerine dönüştürmek istercesine, onu iki yandan sıkıca bastırıyordu. mümkün olsa anılarını taşıyan bu parçayı bedeninden söküp atmayı ve çektiği tüm sıkıntılardan bir an önce kurtulmayı dilerdi. çırpınışlarının nafileliği boğulmasına yeterdi. fakat ne yazık ki bunların hiçbiri nefes almasına engel olamıyordu.


çıplak omuzlarına değen her yağmur damlası,tenle buluşmanın zevkine varamadan buharlaşarak, geldiği gibi sahibine geri dönüyordu. damlalar bile ona huzuru veremeyecek kadar çaresizdi.

yemin etti savaşçı. tüm bu ızdırabın cezasını almaya yemin etti.acıları heba olmayacak, bunu kimsenin yanına kar bırakmayacaktı. ellerini yumruk yaparak sıktıkça, vücudunda dolanan kan daha da hızlandı. göğüs kafesi şiddetle kabarırken, ciğerlerindeki hava olanca kuvvetiyle burnundan fışkırıyordu.

'gel yanıma.gel yaşayan efsane.' dedi arkasından şu ana kadar güven duyduğu, şu andan sonraysa intikamının sahibi.

hiçbir şey olmamış gibi döndü savaşçı. yüzüne sadakat maskesini takmış, en itaatkar tavrıyla, başı, saygının ifadesi olan hafifçe eğik bir biçimde bakıyordu gardiyanına.bir anlık zaman diliminde bile olsa, uğruna ölebileceğini düşündüğü adama baktı. şu an ise onun, kendi ellerinde can vereceği anın, hayalinde oluşturduğu zevk, bedeninin içinde patlayama yüz tutmuş hiddeti bastırmasına yardımcı oluyor, rolünü daha iyi oynamasını sağlıyordu.

'sahip' dedi emin adımlarla ilerlerken.

'umarım, beklediğin haberler seni memnun etmiştir. aradığın cevapları bulabildin mi?'

'maalesef hayır. bu son umudumdu. sizin de söylediğiniz gibi daha fazla vakit kaybetmemin ve gereksiz yere içimde endişe tohumlarını yeşertmenin bir anlamı yok,' dedi tüm inandırıcılığıyla.

habercinin getirdiği lanetlenmiş sözlerin yıkıcı darbesini hala taşımasına rağmen, azapla sonlanacak planı kafasında oluşturmaya başlamıştı.

'işte duymak istediğim sözler. geçmişin hayaletlerini bırakıp geleceğe yönelmenin vakti.'

her şeyin yolunda gittiğini düşünen sahip, ne kadar zeki ve kurnaz olduğunun kanıtı karşısında, gururu kafdağına değercesine mağrur bir şekilde, yanında sadık kölesiyle başına gelecek felaketlerden habersiz girdi içeriye. 

1 yorum:

Mehmet ÜLGER dedi ki...

Gidişat güzel...