28 Ocak 2012 Cumartesi

Esir

Kendi aklıma hapsettin beni,
Sıkıyor zincirlerimi zaman.
Zaman!
Düşman şimdi bana.
Zaman!
Dalga geçiyor acımasızca.
Anahtarların sahibisin şimdi
Oyalandıkça deliliğim artar.
Dayanmak ızdırap,
Dayanmak ziyan.
Anlayamazsın işkenceni,
Beni ne kadar hırpalar.
Ey hücrem!
Ey zindanım!
Ey sevgilim!
Kilidi açacak gelmiyor.
Sen de bırakmaz mısın ki
Gideyim.
Acımaz mısın halime,
Görmez misin,
Ne dertteyim.
Ya sen bırak, ya gelsin anahtar
Gücüm tükenmek üzere
Korkarım ki artık,
Sonumu hissetmekteyim.

21 Ocak 2012 Cumartesi

Yalan

Her yalan sırtımda bir hançer.
Saklandıkça sözler,
Yırtar darbeler, acımasızlığın verdiği zevkle.
Yalan, yılan olur içimde cevapsızsa sorular.
Zehri akar damla damla,
Göl olur da...
Göremezsin!
Nedir dileğin, nedir isteğin,
Yapmak istediğin nedir?
Nedir bu giz, bu sır, bu gizem?
Sevgiden deme sakın!
Söyleyemediğin nedir?
Yalan, yandaş artık yanında
Gitmene izin vermez, set olmuş,
Perde perde önünde
Oyuncaksın elinde şimdi sen
Kurtulmak çok zor,
İpler ele geçtikten sonra!

20 Ocak 2012 Cuma

Nice Mutlu Senelere!


bir dilek,bir söz,bir temenni. mutluluktur, ne garip değil mi! hatırlanmak, anılmak, beklemek, ummak...   
özel günler küçük bir test misali. insan kimi anar, kimi sorar, kimi özler, kimi yoklar?
sadece değer verdiğini!!!
değer belki çıkar için,belki bir beklentisi var. ayırt etmek mümkün mü değerin değeri ne kadar?
yalandır tüm inkarlar, kendine karşı koymalar,gözlerini kapatmalar. insan sevgisinin karşılığını bir şekilde... mutlaka arar.


16 Ocak 2012 Pazartesi

Mutluluk Nedir Ki!

Mutluluk, dağ eteklerinde yaşayan bir çobanın, koyunlarını sağ salim köyüne götürebilmesidir.
Mutluluk, yıllarca süren bir savaşta, çadırlarda yiyecek sıkıntısı çeken insanların o gün de karnını doyurmasıdır.
Mutluluk, bir ev kadınının, işlerini erkenden bitirerek kendine vakit ayırmasıdır.
Mutluluk, musluğu hiç görmemiş, hiç duymamış bir kimsenin ihtiyacı olan su için kilometrelerce yürüyerek, binbir zahmetle kuyudan suya ulaşmasıdır.

Mutluluk nedir ki!

Borsada hisseleri zararla başlayan kişinin günü karla kapatması, uzunca bir süre sırt üstü yatmak zorunda kalan hastanın kısa süreli de olsa yan tarafına dönebilmesi, küçük bir çocuğun yolda giderken parka denk gelmesi midir?

Nedir bu mutluluk ki, artık kalıplara dökülüp uğruna değerler biçilen. Olmazsa olmazlara dönüşen. Talepler çoğaldıkdıkça, kıymeti bilinmeyen...

Mutluluk şimdi çekirdeği alınmış meyve misali, bütününden ayrılmış. Gerçek, hayal dünyasında yaşamaya başlanmış. Tıpkı arkadaşlıkların sanal alemde yalan yanlış yaşandıkları gibi.

Oysa mutluluk, herşeydir, herşeydedir, heryerdedir.
Mutluluk, aramanı gerektirmeyen, çağırman için gözlerinin içine bakan bir gariban.
Mutluluk, seni bırakmayıp hep yanıbaşında olandır.

6 Ocak 2012 Cuma

Andante

Tomurcuklar hazır bekliyor çiçek açmak için sırada. Pembe, beyaz, eflatun. Güneş ışıldıyor cıvıl cıvıl dalların arasından, bakıyorum gözlerim hülyalı. Bir meltem taşıyor kokusunu baharın. Çekerken içime tazeliği, ciğerlerim coşuyor. Kuşları seyrediyorum, aklımdan geçen... huzur! Mutluluk takip ederken peşini, saçlarım tenimi okşuyor. Gençliğim bir lütüf, bir armağan, bir şükran. Sevebilmek bir nimet şimdi bana. Anı değerlendirmeli, biliyorum. Kısacık ömrümün baharı ne tatlı. Çiçeğin üzerindeki böcek batmıyor bana, iğrenmiyorum, korkmuyorum, kaçmıyorum. Gözlerim fark edebiliyorken güzellikleri, faniliklerin zevkine varıyorum. Kulağımda suyun müziği, en güzel namelerini çalıyor benim için. Büyüleniyorum dinlerken, büyüsü fikrime bulanıyor. Uzaktan çocuk sesleri, kuşların kanatlarında geliyorlar. Hayatın çekirdeği, yörüngesinde bizler. Damarlarımızdaki tazelik, gözlerimizdeki fer. Yağmur damlaları firar etmiş. Aldırmadan ölümlerine semadan atlıyorlar. Uzatıyorum elimi, kurtarır mıyım diye. Yanılmışım! Dokundukça can buluyorlar. Zaman yavaşlıyor sanki, nefesim hissedilmeyecek kadar derinden. Evren bile bana ayak uyduruyor. Bakıyorum, dinliyorum, kokluyorum. Tüm zerreler hislerimde. Anlamlı, manalı, açık ve de seçik. Sadece bir müddet... bir müddet mükemmellik ellerimde. Sonra... eriyor, kayboluyor, müzik duruyor. Hayat olanca sıradanlığıyla beni bir kez daha karşılıyor.

5 Ocak 2012 Perşembe

...

Ağzımda bir dolu söz, boğuluyorum...
Boğulmuyor.
Sorular, sorular, sorular.
Kemiriyorlar beynimi, sussunlar artık...
Susulmuyor.
Susmak, konuşmak, arada kalmak.
Bir kaybolup, bir var olmak.
Yürümek bitirmiyor, aşmak kar etmiyor.
Engeller yerinde, düğümler bağlı.
Yılan gibi kıvrılıyor önümde upuzun yollar.
Mutluluk düşlerimde...
Vazgeçmiyorum.
Bırakmıyorum yakasından, peşinde hala bir zavallı.
Dinginlik, bir deniz.
Dalgasız, durgun, sakin, huzurlu.
Koşup kavuşamadığım,
Rüzgarın sürükleyip elimden uçurduğu mu?
Yalan alemindeki gerçeksin sen...
Huzur!
Büyülenmiş gözlerimin tek ilacı.
Parçalanmış aklımın dermanısın.
Huzur... Ey Huzur!