huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
huzur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Ocak 2012 Cuma
Andante
Tomurcuklar hazır bekliyor çiçek açmak için sırada. Pembe, beyaz, eflatun. Güneş ışıldıyor cıvıl cıvıl dalların arasından, bakıyorum gözlerim hülyalı. Bir meltem taşıyor kokusunu baharın. Çekerken içime tazeliği, ciğerlerim coşuyor. Kuşları seyrediyorum, aklımdan geçen... huzur! Mutluluk takip ederken peşini, saçlarım tenimi okşuyor. Gençliğim bir lütüf, bir armağan, bir şükran. Sevebilmek bir nimet şimdi bana. Anı değerlendirmeli, biliyorum. Kısacık ömrümün baharı ne tatlı. Çiçeğin üzerindeki böcek batmıyor bana, iğrenmiyorum, korkmuyorum, kaçmıyorum. Gözlerim fark edebiliyorken güzellikleri, faniliklerin zevkine varıyorum. Kulağımda suyun müziği, en güzel namelerini çalıyor benim için. Büyüleniyorum dinlerken, büyüsü fikrime bulanıyor. Uzaktan çocuk sesleri, kuşların kanatlarında geliyorlar. Hayatın çekirdeği, yörüngesinde bizler. Damarlarımızdaki tazelik, gözlerimizdeki fer. Yağmur damlaları firar etmiş. Aldırmadan ölümlerine semadan atlıyorlar. Uzatıyorum elimi, kurtarır mıyım diye. Yanılmışım! Dokundukça can buluyorlar. Zaman yavaşlıyor sanki, nefesim hissedilmeyecek kadar derinden. Evren bile bana ayak uyduruyor. Bakıyorum, dinliyorum, kokluyorum. Tüm zerreler hislerimde. Anlamlı, manalı, açık ve de seçik. Sadece bir müddet... bir müddet mükemmellik ellerimde. Sonra... eriyor, kayboluyor, müzik duruyor. Hayat olanca sıradanlığıyla beni bir kez daha karşılıyor.
5 Ocak 2012 Perşembe
...
Ağzımda bir dolu söz, boğuluyorum...
Boğulmuyor.
Sorular, sorular, sorular.
Kemiriyorlar beynimi, sussunlar artık...
Susulmuyor.
Susmak, konuşmak, arada kalmak.
Bir kaybolup, bir var olmak.
Yürümek bitirmiyor, aşmak kar etmiyor.
Engeller yerinde, düğümler bağlı.
Yılan gibi kıvrılıyor önümde upuzun yollar.
Mutluluk düşlerimde...
Vazgeçmiyorum.
Bırakmıyorum yakasından, peşinde hala bir zavallı.
Dinginlik, bir deniz.
Dalgasız, durgun, sakin, huzurlu.
Koşup kavuşamadığım,
Rüzgarın sürükleyip elimden uçurduğu mu?
Yalan alemindeki gerçeksin sen...
Huzur!
Büyülenmiş gözlerimin tek ilacı.
Parçalanmış aklımın dermanısın.
Huzur... Ey Huzur!
Boğulmuyor.
Sorular, sorular, sorular.
Kemiriyorlar beynimi, sussunlar artık...
Susulmuyor.
Susmak, konuşmak, arada kalmak.
Bir kaybolup, bir var olmak.
Yürümek bitirmiyor, aşmak kar etmiyor.
Engeller yerinde, düğümler bağlı.
Yılan gibi kıvrılıyor önümde upuzun yollar.
Mutluluk düşlerimde...
Vazgeçmiyorum.
Bırakmıyorum yakasından, peşinde hala bir zavallı.
Dinginlik, bir deniz.
Dalgasız, durgun, sakin, huzurlu.
Koşup kavuşamadığım,
Rüzgarın sürükleyip elimden uçurduğu mu?
Yalan alemindeki gerçeksin sen...
Huzur!
Büyülenmiş gözlerimin tek ilacı.
Parçalanmış aklımın dermanısın.
Huzur... Ey Huzur!
11 Kasım 2011 Cuma
Mazide Kalan
Bir zamanlar sevmek vardı dedi annem. Sevmek! Sanki bir efsane, bir ütopya. İnsan neyi sevebilirdi ki? Düşüncesi bile anlamsız. Sevmek, güzeldi dedi annem. Güldüm...nasıl da manasız. Nesi güzeldi ki kendinden vazgeçmenin, sevgi uğruna acı çekmenin, her şeyini paylaşmanın, bir değil de bütün olmanın...nesi güzeldi? Sevmek, mutluluktu dedi annem. Dedim, hadi ordan. Mutluluk...kolay mıydı öyle! İnsan severek mutluluğu yakalayabilir miydi? Mutluluk, yıldızlar kadar uzakta; ne diyorsun sen! Sevmek, huzurdu dedi annem. Nasıl dedim, birden. Huzur...bu imkansızken. Aklım almıyor ne desen. Yoksa!...sevdin mi gerçekten? Evet, dedi annem. Sevdim! Duygularım yok olmamışken sevgisizlikten. Kör olmamışken gözlerim, hükmü geçmezken değersizliklerin. Bütünümü parçalamadan hemen önce sevdim.
Etiketler:
anne,
bütünü parçalamak,
deneme,
huzur,
mazi,
mazide kalan,
mutluluk,
sevmek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)