Bir an, o an
Durdu zaman
Nefes durdu, atış durdu, akış durdu
Tek bir an.
Kilitlendi kapılar,
Anahtarlar kayıp
Bulunmasın zaten, aman!
Bir an, o an, tek bir an
Nasıl da dayandı viran!
Bir an, o an, tek bir an
Sonsuzluğa eşdeğerdi zaman.
25 Eylül 2011 Pazar
2 Eylül 2011 Cuma
Izdırap
Şimdi karanlığın anı
Zafer şu an onun hakkı
İstese bile şu canı
Namerttir, kıpırdasa tek bir dalı
Büyülense yeridir aklın
Sarmalansa dört bir yanın
Razıdır her yaptığın
Baştacıdır tüm cezaların
Ecel dediğin ne ki!
Kurtuluş mu, armağan mı
Azap dediğin ne ki!
Yar mı, yaren mi
Sunsan şu an cehennemi
Can böylesine yanarken
Yanında cennet ne ki!
Zafer şu an onun hakkı
İstese bile şu canı
Namerttir, kıpırdasa tek bir dalı
Büyülense yeridir aklın
Sarmalansa dört bir yanın
Razıdır her yaptığın
Baştacıdır tüm cezaların
Ecel dediğin ne ki!
Kurtuluş mu, armağan mı
Azap dediğin ne ki!
Yar mı, yaren mi
Sunsan şu an cehennemi
Can böylesine yanarken
Yanında cennet ne ki!
Serzeniş
Bir gün yorulursan eğer,
O gün beni hatırla.
Yüzünden kan çekilirse,
Korkma sakın beni an da.
Gölgende bir bulut,
Aynanda bir gölge,
Ruhunda bir perde,
O gün işte geldiğinde,
Asla!
Beni mazinde çöp yapma.
O gün beni hatırla.
Yüzünden kan çekilirse,
Korkma sakın beni an da.
Gölgende bir bulut,
Aynanda bir gölge,
Ruhunda bir perde,
O gün işte geldiğinde,
Asla!
Beni mazinde çöp yapma.
28 Ağustos 2011 Pazar
Yaşadım mı, Sandım mı?
Ne kadar gerçekti yaşananlar,
Hissettiklerim, mutluluklar, acılar.
Öylesine derin, öylesine tutkulu, öylesine yoğun.
Pek emin değilim, ne zaman kayboldular.
Bakıyorum dört bir yana,
Soruyorum eşe dosta.
Arasam da bulamıyorum.
Ne çok seviyorlar saklambacı.
Yine mi oyuna daldılar yoksa?
Bulmak zorlaşıyor hava karardıkça.
Gölgeler var sanki gördüğüm,
Belki bir ağaç arkası ya da yolun kenarında.
Siz misiniz onlar, sadece bir aldanmaca mı yoksa?
Gece iyice bastı artık.
Gözlerim seçemiyor, duyularım yalancı.
Aklım karmakarışık.
Bilemiyorum şimdi, bana artık ne kaldı?
Hissettiklerim, mutluluklar, acılar.
Öylesine derin, öylesine tutkulu, öylesine yoğun.
Pek emin değilim, ne zaman kayboldular.
Bakıyorum dört bir yana,
Soruyorum eşe dosta.
Arasam da bulamıyorum.
Ne çok seviyorlar saklambacı.
Yine mi oyuna daldılar yoksa?
Bulmak zorlaşıyor hava karardıkça.
Gölgeler var sanki gördüğüm,
Belki bir ağaç arkası ya da yolun kenarında.
Siz misiniz onlar, sadece bir aldanmaca mı yoksa?
Gece iyice bastı artık.
Gözlerim seçemiyor, duyularım yalancı.
Aklım karmakarışık.
Bilemiyorum şimdi, bana artık ne kaldı?
27 Ağustos 2011 Cumartesi
Nafile Sızlanışlar
Bütün problem, kendini kabullenememek. Barışamamak çiğ halinle, reddetmek bir üvey evlat gibi. Sevememek gerçekleri. Bundandır hiç bitmemesi suçlamaların, acı çekmelerin, vicdan azapların. Bundandır kendin ile tüm kavgaların. Uzaklaştırırsın kendinden acımasızca benliğini. Yabancıya dönüştürürsün zamanla onu. Tanınmaz hale gelir artık gördüğün gölge. Sevgiye aç, yapayalnız, biçare, zavallı. Bekler durur beyaz atlı efsaneyi. Sense, kızdıkça daha çok divaneye, öfkeni kusarsın zalimce dozajı arttırarak her seferinde. Mutsuzluğun, hüznün bulaşır ona. Gel gitler yaşanır artık bundan sonra. Salgın bir hastalıktır şimdi aranızdakiler. İyileşmesi zor, toparlanması zamansız. Ne hınçla akan gözyaşları, ne de karanlık dalışlarda kaybolduğun zehirli düşünceler düzeltebilir bu illeti. Sen iteledikçe ötekini, o çarpar suratına bir tokat gibi. Göbek bağını koparamazsın, ne kadar zorlasan da. Ne amansız bir savaştır bu, nasıl delice. Kayboluşlar, yakarışlar, haykırışlar. Bir gören sen, bir duyan sen. Azap, azap üstüne. Sebebini kestiremediğin bunalımlar, uzayıp giden boğuşmalar, durmak bilmez işkenceler. Suçlayışlar dermen olmaz sana. Savaşı kazanmanın yolunu bulmak gerekli. Çok iyi tanımalısın düşman bellediğini. Zayıflıklarını, en iyi yönlerini, hatalarını, zaaflarını... Göreceksin ki baş edebilmek, öğrendikçe göğüs germek, kazanmak zaferi ancak bu şekilde geçerli. Savaşı kaybetmemeye mahkumsun sen. Sızlanmaların nafile. İstediğin kadar mühlet sana, bu çukurda debelenmek için. İstediğin kadar oyalan, istediğin kadar bat çamura. Yanılma! Pes etmek gibi bir hakkın yok senin. Tek lüksün, acıyabildiğin kadar acımak kendine. Lüksün saltanatı da biter ta ki sen kazanmaya karar verdiğinde.
Dost Dediğime!
Dost Dediğime!
3 Temmuz 2011 Pazar
Can Sıkıntısı
Dünya döner sen dururken. Bedenin sana inat yaşar, sen ona inat beklerken.İzin verirken ağlarını örmesine örümceğin her bir zerrene, düşünmezsin kıpırdamayı bile. Kapanmış gözlerin, kulakların duymaz. Kalbin yerinde mi hala, haberdar mısın? Suyun içine düşmüş ölü bir ceset gibi, sessizce çekilirken yavaş yavaş, görüntün öylesine güzel, huzurlu,bu nasıl bir tezat! Yağmur yeşertirken değdiğini, senin için neden böylesine çöl? İnadın neye, sebatın kime? Solmaya yüz tutmuş bir gülü nasıl diriltirsin söyle! Söyle! tırtıl ne zaman uçacak özgürce. Duran yürek çarpıntısını beklemek ne zormuş. Ne zormuş gölgelerden kurtulmak, yalnızlığa kavuşmak, dalgalarla buluşmak, kayalıklara çarpmak, boşluklara haykırmak, rüzgarlara savrulmak. Zormuş, gerçekten de çok zormuş. Dakikalar ilerler tik tak, tik tak, tik tak. Koca volkan homurdanır, ha patladı ha patlayacak. Kim anlar, kim sezer, kim bilgili bunu fark edip kaçacak. Lavlar alev alev kaynarken içten içe, toprak çatlar tüm haşmetiyle. Vakit geldi mi, beklemek bitti mi? Son ya can alır senden ya da yeni bir hayat elinde.
17 Mayıs 2011 Salı
Birtanem
Hayali bile güzelken düşlerimin, tek tek döktün avuçlarıma,
İmkansız zannederken rüyaları, gerçeğe dönüştürdün bir anda.
Gözlerimi kamaştıran gün ışığımsın sen benim.
Tomurcukken açmamı sağlayan hayat enerjim.
Ben cesaret edemezken istemeye,
Sen verdin seve seve, dilediğim tüm dilekleri.
Küçücük dünyamı çevirdin uçsuz bucaksız bir aleme.
Fırtınalı günlerim bahar oldu seninle.
Öylesine çoktu ki boşluklarım, şimdi tamamım sayende.
Hayat doyumsuz, hayat nankör, hayat çetrefilli.
Güzel günler gölgelenmesin asla yokuşlarla.
Güneşi bulut kapatsa da ara sıra, bekleyelim açılmasını sabırla.
Yaşananlar en büyük teminattır nasıl olsa.
Biliriz ki dünya fani, içindekilerle aldanmak boşuna,
Üzülme Birtanem! Bil ki üzmezsin beni asla.
İmkansız zannederken rüyaları, gerçeğe dönüştürdün bir anda.
Gözlerimi kamaştıran gün ışığımsın sen benim.
Tomurcukken açmamı sağlayan hayat enerjim.
Ben cesaret edemezken istemeye,
Sen verdin seve seve, dilediğim tüm dilekleri.
Küçücük dünyamı çevirdin uçsuz bucaksız bir aleme.
Fırtınalı günlerim bahar oldu seninle.
Öylesine çoktu ki boşluklarım, şimdi tamamım sayende.
Hayat doyumsuz, hayat nankör, hayat çetrefilli.
Güzel günler gölgelenmesin asla yokuşlarla.
Güneşi bulut kapatsa da ara sıra, bekleyelim açılmasını sabırla.
Yaşananlar en büyük teminattır nasıl olsa.
Biliriz ki dünya fani, içindekilerle aldanmak boşuna,
Üzülme Birtanem! Bil ki üzmezsin beni asla.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)